• EN ŞEKER OPERASYON

  • Kategori:

    Genel Cerrahi

  • Etiketler:

    obezite

  • Yayınlanma Tarihi:

    02 Şubat 2017

  • İlgili Doktorlar:
  • Paylaş:

Erzurum Özel Buhara Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Celal Çerçi, şeker ameliyatıyla diyabetin yanında obeziteyi de tedavi ettiklerini söyledi. Çerçi, şeker ameliyatlarında başarı oranlarının yüzde 80 olduğunu bildirdi.

Modern toplumun en yaygın hastalıkları haline gelen diyabet ve obezite, tek bir şeker ameliyatı ile yok edilebiliyor. En yaygın görülen diyabet formu ‘tip 2’ hastaları için geliştirilen ameliyatla hastaların diyabetlerinin yanında obeziteleri de tedavi edilmiş oluyor. Operasyon geçiren hastaların, insülin tedavisini ve ilacı bıraktığını belirten Erzurum Özel Buhara Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Celal Çerçi, ameliyatla birlikte hastalara hem daha uzun hem de daha kaliteli bir yaşamın sağlandığını dile getirdi.

Tip 2 diyabet hastalarına yapılıyor

Obezlerin büyük bir kısmında diyabet hastalığının da ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Çerçi, şeker hastalığı operasyonunun sadece Tip 2 diyabet rahatsızlığı olan hastalara yapıldığını söyledi. Diyabetin vücutta geri dönüşü olmayan hasarlara yol açtığını anlatan Doç. Dr. Çerçi, “Günümüzde diyabetize dediğimiz bir kavram oluştu. Bu kavram obezitenin ve diyabetin bir arada bulunduğu durumlar. Günümüzde diyabetin vücut üzerinde yarattığı olumsuz etkilerini herkes biliyor. Göğüs hastalıkları, böbrek hastalıkları, sinir uçlarının tutulmasına kadar tüm vücudu etkileyen ve geri dönüşü olmayan bir hasar oluşturuyor vücut üzerinde.”

“Her hastaya fayda etmiyor”

“Tabi bizim yaptığımız metabolik cerrahinin amaçlarından birisi de oluşmuş diyabeti tedavi etmek. Bu amaçla yapılan bütün ameliyatların endikasyonu var. Her şeker hastası bizim yaptığımız ameliyatlardan fayda görmüyor maalesef. Bu nedenle bunun bir takım kuralları var. Burada birinci kural tip 2 diyabet olması gerekiyor. Pankreasın bir miktar insülin salgılama kapasitesinin olması gerekiyor. O yüzden mutlaka bu hastalarımızı eğer ameliyat düşünüyorsak, Tip 1 diyabet mi Tip 2 diyabet mi bunun ayrımını yapmamız gerekiyor. İkincisi de vücut kitle endeksi” dedi.

 

Safrakesesi ameliyatından daha riskli değil

Ameliyatın güvenli ellerde yapıldığı zaman bir safrakesesi ameliyatından daha riskli olmadığını ifade eden Doç. Dr. Çerçi, şöyle devam etti: “Bu hastalara uyguladığımız ameliyatları laparoskopik yöntemle yapıyoruz. Bunlar şişmanlık ameliyatları ile hemen hemen aynı ameliyatlar ama hastanın şeker durumuna, yaşına, kilosuna göre farklı ameliyatlar uyguluyoruz. Benim bu konuda en çok tercih ettiğim ameliyat bipartisyon diye bir ameliyat var. Genellikle onu kullanmayı tercih ediyorum eğer hasta uygunsa. Şekerin kontrol altına alınmasında daha etkili olduğuna inanıyorum. Karına genellikle en büyüğü 1 buçuk santim çapında 5 tane delik açıyoruz. Bu beş delikten bu ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Burada yapılan 2 tane ana cerrahi işlem oluyor. Bunlardan bir tanesi ile mideyi küçültüyoruz aynı tüp mide ameliyatında olduğu gibi ama daha büyük bir tüp mide yapıyoruz. İkincisi de mide ile bağırsak arasına yeni bir yol oluşturuyoruz. Böylelikle alınan gıdaların bir bölü üçü normal yoldan geçiyor, 2 bölü 3’ü de bizim yaptığımız yeni yoldan geçiyor. Böylece gıdalar daha az emiliyor bu yeni yoldan geçen gıdaların insülin salgılayıcı etkileri oluyor. Hastalar ameliyattan 6 saat sonra ayağı kalkıyorlar, yürümeye başlıyorlar, bir gün sonra ağızdan suyla beslenmeye başlıyorlar. Ortalama 3 gün civarında hastanede yatıyorlar. Ameliyattan sonra ki ilk 2-3 içinde hastanın şeker ilaçlarını kesiyoruz. Daha sonra diyetisyen kontrolündeki 2 aylık bir beslenme ile de her şey yiyebilecek hale geliyorlar.”

 

Kaynak:  http://www.gazetepusula.net/2017/02/03/en-seker-operasyon/

Tüm haberler
haber-tekil